Feeds:
Yazılar
Yorumlar

YEŞİM BENER
Türkan Saylan’ın cenazesinde yaptığı konuşma ile gündeme gelen emekli Müftü İhsan Özkes’in, Saylan’ın cenaze namazını kıldırması için vasiyet ettiği kişi olduğu ortaya çıktı. Saylan için Teşvikiye Camiinde kılınan cenaze namazında Özkes’in yaptığı konuşma törene damgasını vurmuştu. Bazı çevrelerce ‘çağdaş imam’ şeklinde lanse edilen Özkes’in, Türkan Saylan’ın “Benim cenaze namazımı o kıldırsın” diye vasiyet edilen kişi olduğu ortaya çıktı. Emekli Müftü İhsan Özkes, ayrıca 1999 yılında DSP’den Üsküdar Belediye Başkan adayı, 2002 seçimlerinde ise CHP’den milletvekili aday adayı olmuştu. Özkes, CHP tercihini, “Laikliğin güvencesi olan, din istismarının ve dinin siyasallaşmasının yanlışlığını vurgulayan bir parti olduğu için CHP’yi tercih ettim” şeklinde açıklamıştı.

21.05.2009
mehmet selim polat -
MÜFTÜ OLMAK ZOR DEĞİLDİR,MÜSLÜMANLIĞINA BAKMAK LAZIM.
Herkes müftü olabilir,bu yönetime göre,düz liseyi bitiren bir hıristiyan dahi,biraz bilgi ve beceri neticesinde,imtihanı kazanır, iki yıl ilahiyat fakultesinde okuyan bir kişi müftü olup,ÇYDD derneğinede üye olabilir,DSP veya CHP partilerinden adayda olabilir.Bu İslamı yansıtmaz.
http://sites.google.com/site/hanifcilikdindegildir/o-imam-saylan-in-vasiyeti

Küfrü Meşrulaştırmak

Batılı iptal mücadelesi ve kafiri “meşru”laştıranlar:
Bugün parti faaliyetleriyle ortaya serilen görüntü ve özellikle de yaptıkları çağrılar, islami partiyiz diyenlerin onları savunanların söylemleri maalesef Rasulün gösterdiği hareket metodundan oldukça uzaktır.Kur’anı Kerimde
“Andolsun biz her kavme Allaha ibadet edin ve tağuta kulluktan kaçının diye tebliğ etmesi için bir peygamber göndermişizdir.” Buyrulur.
Evet, Rasulullah’ın ve o şanlı kadronun evvel veya sonra gelenleri hep bu noktayı vurgulamışlardır. “Allaha itaat, tağuta isyan” Oysa günümüz partileri bunun tersine tağutun idaresi altındaki beldelerde onların şeriatlerine ilke ve inkılablarına uyarak bu doğrultuda mücadele vereceklerini beyan ederek, partilerini açıyor ve insanları kendilerine çağırıyorlar.

Dikkat buyrunuz kendilerine …Hiç kimse iddia edemez ki bu partiler Allah ve Rasulüne, ve onlara itaate çağırıyor diye ve dahi nefsaniyetin ağır bastığı bu arena da partiler kıyasıya çoğalıyor niçin?. Elbetteki çağıranların artmasından… Benim fikrim, benim partim, benim yolum, benim adayım, benim ideolojim vs…vs… Aslında bunların temelinde yatan temel saiktir o da bendir, enaniyetdir.Sırf iktidar olmak için, insanlara islamdan dem vurarak, tağuti güçlere köleliğe ve dahi kendi nefsaniyetlerine çağıranlara değil, elbette samimi ve art niyetsiz olarak Allah ve Rasulüne çağıranlara koşacağız…

Allah Buyuruyor,Deki:”Ben sizden bir ecir (çıkar, menfaat yada karşılık) beklemiyorum.Benim ecrim Alemlerin rabbinin indindedir.” Ayetiyle de şekli çizilen davet ve mucahede yolunda, katiyyen bir çıkar ve manfaat ilişkisi olmamalıdır.

Kendi “ene” leriyle güya islamilik taslayanlar! Sizler, biliniz ki fitneniz gerçekten çok büyüktür ve de tehlikeli. Bakınız Rabbul Aleminin uzlaşmacı tavrına… “Gelin bir tek kelimede birleşelim” Evet, Hodri meydan ey particiler, ey siyasiler, Ey bu ümmetin bir çoğunu istediği yöne çekebilecek çobanlar, tek kelimede birleşiniz. İştirak edilen günahlar Şimdi buradan itibaren de Particilerin içinde bulundukları halde düşme ihtimalleri bulunan günahları sıralamaya çalışacağız…

Günahların metinlerini aldığımız kaynaklar İmam Hadıminin Barika adlı eseri ve İbn-i Haceril Heyteminin Zevacir kitabı.
1. Küfür
2.Şirk
3. Sünnet-i Nebebviyi terketmek
4. Günah-ı Kebaire razı olmak
5. Din-i ilahinin ğayrısına hizmet etmek.
6. Kebair işleyene yardım etmek.
7.Büyüklerin kötü huylarını görüp sükut etmek.
8. Bidat çıkarıp ümmete miras bırakmak.
9. Haram şeylere para ve mal sarfetmek.
10. Vekil olanın müvekkili aleyhine ve zararına hareket etmesi.
11. Emaret ve emirliği ele geçirmek için para ve mal sarfetmek.
12. Umur-u Müslimine fasık ve facirleri tayin etmek.
13. Hükümdar ve emirlerin, hakim ve memurların tebaasına veya maiyyetindekilere zulmetmesi.
14. Gücü yettiği halde zalimlerin alinden mazlumları kurtarmamak.
15. Zalimin zulmüne rıza göstermek.Onlara yardım etmek ve yol göstermek.
16. Hudud-u İlahide şefaat etmek.
17. Sözü fiiline uymamak.
18. Batıla yerdım etmek ve göz yummak
19. Hududu ilahiyi ikamede mudahene etmek.
20. Ellerinde bulunan dünya nimetine tamah eden Hakim, Vali, Zengin, Amir ve asi fasıkların evleri ve mekanlarına ve dahi bulundukları yerlere gitmek.
21. Zalimlerin huzurunda durmak el etek öpmek.
22. Günah işleyeceklere yol göstermak.
23. Ahkam-ı Kuran ile hükmetmemek.
24. Zaruret olmadığı halde zalimleri emirlik ve kadılığa getirmek.
25. Zulme sebeb olma ihtimali varken nazıra ve nazırın yaptığı işlere bakmak.
26. Emirlik, kadılık, memurluk veya müftülük için aracılık istemek.
27. Müşriklerle musafaha etmek, Onlarla merhabalaşmak, dostluk izhar etmek ve edecek lafızlar kullanmak, onlardan bir şey ummak.
28. Ahitlerini bozanlarla oturmak.
29. Müşriki bayram ve törenlere katılmak ve tebrikleşmek.
İşte böyle… Mümin kişiye yakışan: tehlikeden uzak durmaktır. Hele şüpheli şeylere yaklaşmamak. Gerisi size kalmış ya kabul ya red…

Mehmet selim polat

İŞSİZLİĞİN İLACI

İslamî Ahlak ve Ahlaksızlığın Sebepleri:

  1. İşsizlik,Ahlaksızlığı doğurur.
  2. Kocası ölen kadına,maaş bağlanmalı.
  3. Kadın,Zenginse maaş bağlanmamalı.
  4. Boşanmış kadına maaş bağlanmamalı.
  5. Çalışan kadınlar işten çıkartılmalıdır.
  6. Kadınlar çalışmak zorunda değildir.
  7. Kadın ev içinde veya ev dışında çalıştırılamaz.
  8. İşden Çıkan kadınların yerine,erkekler işe alınmalıdır.
  9. Erkek ev ve nafaka temin etmek zorundadır.
  10. Kadın evinin ve Erinin kadını olmalıdır.
  11. Kadın bir yere gidecağı zaman,kocasından izin almak mecburiyeti vardır.
  12. Kadın,kocasından izin almadıkça,eve kimseyi alamaz.
  13. Kadın her hususta kocasına itaat etme mecburiyeti yoktur.
  14. Kadının,Yemek yapmak veya ev işinde çalışmak veya ev dışında çalışmak mecburiyeti yoktur.
  15. Çalışmak kadının asli görevi değil,fıtri görevidir.Düzeltmeye çalışırsan kırarsın,kendi haline bırakırsan yararlanırsın.Fıtraten evde çalışma görevi vardır.
  16. Kadın eve nafaka getirmek zorunda değildir.
  17. Erkek kadına minnet ve zulüm yapamaz.
  18. Erkek evini korumak ve kollamak mecburiyetindedir.
  19. Güzel ahlak yaşanmalıdır.
  20. Huzur İslamdadır.
NOT:Bu ilaçların yan tesiri yoktur.Herkes kullanabilir.Ancak ek ilaçlar yazılabilir.
Fakaat bu ilaçlar eczanelerde bulunmuyor.İthalat ve ihracatı yasaktır.Kullanılamaz.
Böylece hastalık yapan mikroplar zemini münasip bulduğundan sıkça üreme yapmaktadırlar.
Böylece toplum hastalanmaktadır.Korkarım yakında komaya girer.
Ne yazıkki yoğun bakım ünitemiz yoktur.Tedavi görmek için Hastahanelere ihtiyacımız vardır.
Hükümet-Millet işbirliği ile hastahaneler yapılmalıdır.
Dinsiz milletler,Dinsiz Devletler uzun süre payidar olamazlar.
Din,Güzel Ahlak Demektir.

Türkiyede,maddi kirizden ziyade,Ahlaksızlık ve işsizlik kırizi vardır.

 

mehmet selim polat

İSLAMDA KADININ DEĞERİ

İslâm Dîni, kadına en büyük değeri vermiş ve onun namuslu, temiz, vakarlı, haysiyetli ve şerefli bir tarzda yaşamasını sağlamıştır. İslâm nazarında kadın, şefkat, merhamet, hürmet duyulması ve nezâket gösterilmesi gereken asîl ve nezîh bir varlıktır. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, kadınların nârin, nâzik ve kibâr olduklarına işâretle, onların hiç kırılmaması ve incitilmemesi gerektiğini tavsiye etmişlerdir. Bir hadîs-i şerîflerinde:

“… Kadınlar hakkında hayırlı olup nezâketle muâmele etmenize dâir vasiyyetime itâat ediniz! Çünkü onlar eğe kemiğinden yaratılmıştır. Eğe kemiğinin en eğri tarafı üst kısmı (ortası) dır. Eğer sen onu doğrultmaya uğraşırsan, kırarsın; kendi hâline bırakırsan, daima eğri kalır. O halde kadınlar hakkında hayır öğüdüme dikkat ediniz!” (1) buyurur.

Hz. Peygamber (s.a.v.)’e ilk defâ inanan ve O’na en büyük desteği veren Hz. Hatîce (r.anha) vâlidemizdir. Nitekim Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz, Hz. Hatîce (r.anha) vâlidemiz hakkında şöyle buyurur:

“Allâh bana Hatîce’den hayırlı bir kadın vermemiştir. Bütün insanlar beni yalanlarken, O beni tasdîk etmiş; insanlar benden kaçarken, O beni malı ile desteklemiştir. Ve Allâh bana başka hanımlardan değil, O’ndan çocuk ihsân etmiştir.” (2)

Kadın, aynı zamanda ilk İslâm şehîdidir. Hz. Ammâr (r.a.)’ın annesi Hz. Sümeyye (r.anha), Mekke’de müslümanlığı ilk kabul edenlerden ve bu yüzden dayanılmaz işkencelere uğrayanlardandı. Kendisine İslâm’dan ayrılması için yapılan her türlü eziyet ve zulme rağmen, hak yoldan dönmedi. Sonunda Sümeyye (r.anha), Ebû Cehl’in süngüsü altında can vermiş ve Allâh yolunda ilk İslâm şehîdi olmak şeref ve mertebesine erişmiştir. (3)

Kur’ân-ı Kerîm’de “en-Nisâ”(Kadınlar) isimli, yüz yetmiş altı âyetlik uzun bir sûre olduğu gibi, ayrıca “Meryem” diye Hz. Îsâ (a.s.)’ın annesine atfedilen doksan sekiz âyetlik müstakil bir sûre daha vardır. Bunlardan başka; “en-Nûr, el-Ahzâb, el-Mümtehine, et-Tahrîm ve et-Talâk” sûreleri de kadınlarla ilgili çeşitli konuları içine almaktadır.

İslâm Dîni’nde kadın, âile ocağında temel eğitimi veren ilk öğretmen ve mükemmel bir eğitimcidir. Çocuğun terbiyesi, yetişmesi, her yönden gelişmesi, daha küçük yaşta iken güzel alışkanlıklar kazanması ve faydalı bilgilerle donatılması husûsunda annenin rolü çok büyüktür. Baba, evin nafakasının temini için ömrünün ekserîsini âilesinden dışarıda geçirmekte, çocuğu ile yeteri kadar meşgul olamamaktadır. Bu durumda, çocuğu asıl yetiştiren ve terbiye eden anne olmaktadır. Nitekim peygamberler, mürşid-i kâmiller, velîler, sultanlar ve daha nice büyük insanlar, hep mümtaz annelerin kucaklarında yetişmişlerdir.

Ahlâk kitaplarımızda; çarşıdan alınan değişik yeni bir şeyi, çocuklara bölüştürürken önce kızlardan başlanarak ikrâm edilmesi tavsiye edilmiş, kız çocukları daha hassas ve nâziktirler, diye düşünülmüştür.

Kız çocuklarının bakımı ve terbiyesi için her türlü fedâkârlıkta bulunan anne ve babaların, büyük fazîlet ve ecir sâhibi olacaklarını Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, şu hadîs-i şerîfleriyle beyân buyurmuşlardır:

“Kim, (iki veya üç) kız çocuğunu erginlik çağına erişinceye kadar besleyip büyütürse, kıyâmet gününde -iki parmağını birleştirerek- onunla şöylece beraber oluruz.” (4)

Bu da, yüce dînimizin kadına verdiği üstün değeri gösterir.

__________

Kaynaklar:
(1) Buhârî, Enbiyâ, 1.
(2) İbn-i Hâcer, el-İsâbe, c. IV, s. 275.
(3) İbn-i Hâcer, a.g.e., c. IV, s. 327.
(4) Müslim, c. IV, s. 2028.

http://sites.google.com/site/dindensapmalar/issizligin-ilaci

Gayem insanların inancını ferdi olarak eleştirmek değildir.
İslamı kendi platformuna çekerek bir paye çıkarılmasının yanlış olduğunu vurgulamaktır.

Yahudi ve hıristiyanların düşmanı olan şia var oldukça dostumdur,ancak islamla alakaları yoktur,hissi davranmada,ilmi bir çalışmayla ele aldığımızda kurandan ayrıldıkları bir vakiadır.

Ne yazık ki günümüz sünni insanındada bunu görmek mümkündür.
mesela:
Hz.Aliyi biz canımız gibi severiz ama ona tapmayız.Hatta peygamberede tapmayız.Lillah için sevmemiz farzdır.

Abdulkadir geylani ve nakşibendi hazretlerinide severiz ama tapmayız.öyle değilmi?.

Bir Şii sıkıştığı zaman yetiş ya Ali veye yetiş ya Hüseyin dediği zaman Allahı devreden çıkardığı için zahiren şirke girer.Ezanı bile değiştiriyorsa düşünmek lazım.nevha ile ağlamayı islam yasakladığı halde,kendini kırbaçlamanın manası yoktur.

Aynen onun gibi yetiş ya abdulkadir geylani dese aynı suçu işlemiş olur.
Yetiş ya ğavs denmesi,Allahı devre dışı bırakmaktır,Halbuki biz bunları severiz.

Halbuki bu zatı muhteremler vefat etmiştir,insanların bu dünyadaki hayatlarına tesir edemezler.Ama büyük müslüman kardeşlerimiz olduğu için onları severiz ve onlara dua ederiz.Peygamberin ümmeti ve himmeti olduğumuz içinde ona dua ederiz,selatu selam getiririz.

Allahın izni olmazsa Peygamberimiz ahirette şefaat bile edemez.Ancak Allahın izniyle şefaat eder.Bu dünyada ise tesiri yoktur,ancak bıraktığı ayet ve hadislerin bi iznillah imana gelmek hususunda tesiri vardır ki,oda kuranın mucizesidir.

Muhabbet ayrı şeydir,şirkten arınmak ayrı şeydir.Peygamberimiz vefatına yakın şöyle demiştir:(Allah Lanet etsin Yahudi ve Hıristiyanlar,Peygamber ve azizlerin kabrini tapar hale getirdile.Korkarım sizde,Yahudi ve Hıristiyanlar gibi kabrimi tapar hale getirirsiniz,sakın böyle yapmayın-Buhari tecrid)..

Hanifcilik Safsatası

        Hanifcilik ve Hanif Dostlar:Bu müşrik ve Kafirler,

Sapık İskender Evranusoğlunun,çocuklarıdır.

NUR TV de ekrana çıkan bu sapık,NUR TV kapatıldıktan sonra,piyasadan kayboldu.Almanyadan yayın yapan sabıkali firarinin,müritleri MPL TV de çıkmaktadır.

Kur’anda Hanif kelimesi geçmektedir.Hanif tek demektir,zaten İslam dinin inancıda tek Allaha inanmak değimli?.Yirmi basamaklı merdivenle Allaha yükselmeye çalışan,kendisini Resul=Peygamber ilan eden,şeyh-mürit ilişkisi altında insanları,Şirke çağırmaktadır.Bunlar Müşrik ve Kafirdirler.Evranusoğlu,kuran okumasını dahi bilmez.ama ABD tarafından satın alınmış,bir Haindir.

      Tek Allah,Tek Kuran diyerek kuran dışındaki islami kaynakları yoksayan bu hainler direkt kurana saldıramadığından,dolaylı yolardan saldırmaktadırlar.Kendileri hadis uyduruyorlar,sonrada bazı isimler adı altında hadislerin uyduruk olduğunu söylüyorlar.Bazı uydurdukları hadisleri araştırdım,hadis kitaplarında yoktur ve bazı hadisleride kendi yorumlarına göre açıklıyorlar.Halk içinde geçerli olan sapıklıkları islama mal etmeye çalışıyorlar.

(BAKARA suresi 135. ayet

 (Yahudiler ve hıristiyanlar müslümanlara: ) Yahudi ya da hıristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız, dediler. De ki: Hayır! Biz, hanîf olan İbrahim’in dinine uyarız. O, müşriklerden değildi.

(EN’ÂM suresi 79. ayet)

 Ben hanîf olarak, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim.

(YÛNUS suresi 105. ayet)

 ”Ve (bana) hanîf (Allah’ın birliğini tanıyıcı) olarak yüzünü dine çevir; sakın müşriklerden olma, diye (emredildi).”

(HAC suresi 31. ayet)

 Kendisine ortak koşmaksızın Allah’ın hanifleri (O’nun birliğini tanıyan müminler olun). Kim Allah’a ortak koşarsa sanki o, gökten düşüp parçalanmış da kendisini kuşlar kapmış, yahut rüzgâr onu uzak bir yere sürüklemiş (bir nesne) gibidir.

(RÛM suresi 30. ayet)

 (Resûlüm!) Sen yüzünü hanîf olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir. Allah’ın yaratışında değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler.

(BEYYİNE suresi 5. ayet)

 Halbuki onlara ancak, dini yalnız O’na has kılarak ve hanifler olarak Allah’a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu. Sağlam din de budur.

  Nihayet Hain yakalandı.

A´dan Z´ye Hans Von Aiberg masalı

http://www.haber7.com/haber/20060615/Adan-Zye-Hans-Von-Aiberg-masali.php

Ali Murat Güven: “Sahte Profesör Hans Von Aiberg” İslâm alimlerini kınıyarak,hatta küfürle itham ederek,güya müslümanların gözünden düşürmeye ve İslâm alemi içinde Fitne-Fesatlık tohumlarını ekmeye çalışıyorlar.”Radyoman ve İskender Ali  Evranosoğlu” gibi sapıkları taklit etmektedirler..

“Sahte Profesör Hans Von Aiberg” 

Tam 25 yıldır Alman profesör ve din alimi diye ortalıkta gezen bir sahtekar ile adım adım onun izini takip edip maskesini düşüren bir hayalet avcısı…

 http://www.hansvonaiberg.org/ …..Ancak Ayberk 2001’den sonra internette oluşturduğu “Hanif İslâm” tarikatında müritlerini motive edebilmek amacıyla beni bir “nefret nesnesi” olarak alabildiğine kullandı….

http://63.231.71.139/forum_posts.asp?TID=104&PN=1&TPN=11

http://www.hanifdostlar.net/forum_posts.asp?PN=1&TID=170

http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=24542

http://www.karakutu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1692

Ya Bu Sahtekârlar Ne olacak?.

http://www.hanifislam.com/

       http://63.231.71.139/forum_posts.asp?TID=5304&PN=1


Hanif Dini,Diyecek olursak,Ezan okunmaması gereklidir.Namaza çağırınız diye ayet vardır,ancak ne şekilde çağırılacağına dair ayet yoktur.Bugünkü ezanın şekli Peygamberimizin emriyle oluşmuştur.Hadis kabul etmiyenlerin zihniyetide şudurki,Ezan okunmasın,susturulsun.Çünkü bu sapıklara göre hadisler uyduruktur,bidaattır.Oyulması şirktir. ”Hanif Dostlar” denilen sapıklara itibar edilmez.

http://sites.google.com/site/hanifcilikdindegildir/Home/hanifcilik

İslamda Kadının Değeri

İslâm Dîni, kadına en büyük değeri vermiş ve onun namuslu, temiz, vakarlı, haysiyetli ve şerefli bir tarzda yaşamasını sağlamıştır. İslâm nazarında kadın, şefkat, merhamet, hürmet duyulması ve nezâket gösterilmesi gereken asîl ve nezîh bir varlıktır. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, kadınların nârin, nâzik ve kibâr olduklarına işâretle, onların hiç kırılmaması ve incitilmemesi gerektiğini tavsiye etmişlerdir. Bir hadîs-i şerîflerinde:

“… Kadınlar hakkında hayırlı olup nezâketle muâmele etmenize dâir vasiyyetime itâat ediniz! Çünkü onlar eğe kemiğinden yaratılmıştır. Eğe kemiğinin en eğri tarafı üst kısmı (ortası) dır. Eğer sen onu doğrultmaya uğraşırsan, kırarsın; kendi hâline bırakırsan, daima eğri kalır. O halde kadınlar hakkında hayır öğüdüme dikkat ediniz!” (1) buyurur.

Hz. Peygamber (s.a.v.)’e ilk defâ inanan ve O’na en büyük desteği veren Hz. Hatîce (r.anha) vâlidemizdir. Nitekim Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz, Hz. Hatîce (r.anha) vâlidemiz hakkında şöyle buyurur:

“Allâh bana Hatîce’den hayırlı bir kadın vermemiştir. Bütün insanlar beni yalanlarken, O beni tasdîk etmiş; insanlar benden kaçarken, O beni malı ile desteklemiştir. Ve Allâh bana başka hanımlardan değil, O’ndan çocuk ihsân etmiştir.” (2)

Kadın, aynı zamanda ilk İslâm şehîdidir. Hz. Ammâr (r.a.)’ın annesi Hz. Sümeyye (r.anha), Mekke’de müslümanlığı ilk kabul edenlerden ve bu yüzden dayanılmaz işkencelere uğrayanlardandı. Kendisine İslâm’dan ayrılması için yapılan her türlü eziyet ve zulme rağmen, hak yoldan dönmedi. Sonunda Sümeyye (r.anha), Ebû Cehl’in süngüsü altında can vermiş ve Allâh yolunda ilk İslâm şehîdi olmak şeref ve mertebesine erişmiştir. (3)

Kur’ân-ı Kerîm’de “en-Nisâ”(Kadınlar) isimli, yüz yetmiş altı âyetlik uzun bir sûre olduğu gibi, ayrıca “Meryem” diye Hz. Îsâ (a.s.)’ın annesine atfedilen doksan sekiz âyetlik müstakil bir sûre daha vardır. Bunlardan başka; “en-Nûr, el-Ahzâb, el-Mümtehine, et-Tahrîm ve et-Talâk” sûreleri de kadınlarla ilgili çeşitli konuları içine almaktadır.

İslâm Dîni’nde kadın, âile ocağında temel eğitimi veren ilk öğretmen ve mükemmel bir eğitimcidir. Çocuğun terbiyesi, yetişmesi, her yönden gelişmesi, daha küçük yaşta iken güzel alışkanlıklar kazanması ve faydalı bilgilerle donatılması husûsunda annenin rolü çok büyüktür. Baba, evin nafakasının temini için ömrünün ekserîsini âilesinden dışarıda geçirmekte, çocuğu ile yeteri kadar meşgul olamamaktadır. Bu durumda, çocuğu asıl yetiştiren ve terbiye eden anne olmaktadır. Nitekim peygamberler, mürşid-i kâmiller, velîler, sultanlar ve daha nice büyük insanlar, hep mümtaz annelerin kucaklarında yetişmişlerdir.

Ahlâk kitaplarımızda; çarşıdan alınan değişik yeni bir şeyi, çocuklara bölüştürürken önce kızlardan başlanarak ikrâm edilmesi tavsiye edilmiş, kız çocukları daha hassas ve nâziktirler, diye düşünülmüştür.

Kız çocuklarının bakımı ve terbiyesi için her türlü fedâkârlıkta bulunan anne ve babaların, büyük fazîlet ve ecir sâhibi olacaklarını Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, şu hadîs-i şerîfleriyle beyân buyurmuşlardır:

“Kim, (iki veya üç) kız çocuğunu erginlik çağına erişinceye kadar besleyip büyütürse, kıyâmet gününde -iki parmağını birleştirerek- onunla şöylece beraber oluruz.” (4)

Bu da, yüce dînimizin kadına verdiği üstün değeri gösterir.

__________ 

Kaynaklar:
(1) Buhârî, Enbiyâ, 1.
(2) İbn-i Hâcer, el-İsâbe, c. IV, s. 275.
(3) İbn-i Hâcer, a.g.e., c. IV, s. 327.
(4) Müslim, c. IV, s. 2028.

http://sites.google.com/site/islamnahcesi/Home/islamda-kadinin-degeri

DİNΠKONULAR

AçıL KıZıM Utanma,Bu Devrin ModasıDıR

Reçete-Şiir
Ey yüksek sosyeteye mensup modacı hanım,
Eğlence zümresinin başının tacı hanım,
Bu metod ki, sizlerin müsbet ilâcı hanım:
Dışının görünüşü içinin aynasıdır;
Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır

HALİFELİK

 

HİLÂFETAllah’ın hâkimiyet hakkının bir tecellisi olarak İslâm hükümlerini uygulamaya koymaktan sorumlu makamının adı.

DOST EDİNMEK

BAKARA suresi 120. ayet):

Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah’tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.

Kur’an-ıN Emirleri

DiYANET MEALi / 60 – MÜMTEHİNE SÛRESİ

1. Ey İman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Halbuki onlar size gelen hakkı inkâr ettiler.

Hanif dini nedir

Tek Kur’an Diyenler Sapıklık İçindedirler.
İslam Dininin Kaynakları :Kitap,Sünnet,Kıyas ve İcmadır.

Sual: Yabancı bir yazar, “Müslümanlıktan daha kıymetli olan hanif dinidir. Hanif dinine uymak gerekir” diyor. Hanif ne demektir?
CEVAP
Hanif, doğru inanan, hak yolda olan, İslamiyet’e sarılan, Allah’ı bir bilen demektir.>..

DOSTUNUZ KİM?,Hanif veya HANİF DOSTLAR,Diye İslam Düşmanlığı Yapılmaktadır

(BAKARA suresi 120. ayet):

Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah’tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.>..

FİTNE ZAMANINDA MÜSLÜMAN

1369. Ma’kil İbni Yesâr radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ortalık kargaşa içindeyken ibadet etmek, bana hicret etmek gibidir.”[1]>.

ŞERİAT NEDİR?

Şerîat (Arapça: الشر يعة), bir İslam dini terimi.

Şeriat, Arapça kökenli bir sözcük olup; “yol; mezhep; metod; âdet; insanı bir ırmağa, su içilecek bir kaynağa ulaştıran yol” anlamına gelir.>..

Huzuru Bulabilmek ve Yaşıyabilmek İçin,İslam Dini Hayatın Her Safhasına Hakim Olması Lazım.

Kur’an Öğren

Kur’an Öğrenmek İçin Lingi Tıklayınız.

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/alfabe/index.htm

(BAKARA suresi 120. ayet):

 

وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى اللّهِ هُوَ الْهُدَى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءهُم بَعْدَ الَّذِي جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّهِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ

Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah’tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.

(MÂİDE suresi 51. ayet):

 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.

Eski Gönderiler »